Trabzon ve Akcaabat'ı Tanıyalim!

TRABZON İLİMİZİ TANIYALIM

Trabzon ili, doğudan Rize, batıdan Giresun, güneyden Gümüşhane ve kuzeyden Karadenizle çevrilir.Trabzon ilinin doğu-batı yönünde uzunluğu 100 km ve genişliği 46 km'dir. Arazi tamamen dağlık ve volkaniktir. Hemen deniz kenarından başlayarak içeriye doğru birden yükselen dağlar kısa bir zamanda 400-500 metre yüksekliğe ulaşır. İlin güney sınırı 2000-3000 metre yükseklikteki tepelerle son bulur. Bu tepeler doğuda Çoruh nehrinde başlayarak Ordu-Samsun istikametinde son bulmaktadır. Trabzon ili; üzerine oturtulmuş tepeler, oldukça dik versanlar ve denize dökülen irili ufaklı bir çok dere ile düzlüğü bozulmuş, dalgalı yırtık görünümlü bir yapıdadır. Kaynağını ilin güneyindeki dağ silsilesinden alarak denize dökülen dereler araziyi oldukça sık ve derin vadilere bölmüştür.




Arazinin denize, yani kuzeye karşı şahlanarak yükselen yapısı nedeniyle Trabzon ili güney rüzgarlarından daima yoksun kalmaktadır. Deniz üzerinde kümelenen buhar kütleleri, aniden yükselen bu dağları aşamadığından bulunduğu ortamda kolayca yağmura dönüşmektedir.      Trabzon ili oldukça engebeli ve dağlık bir arazi yapısına sahip olup belli başlı dağları ve yükseklikleri şöyledir. Zigana dağı 2500, Çağılgöl 3603, Taşkesenkaya 2811, Karakapan 2550, Oruz 2386, Fiyanoy 1919, Madur 1732, Kaçalak 28656, Şermilyos 1400 metre olup Maçka, Of ve Sürmene ilçesi, hudutlarındadır. Karadağ 1880, Karaabdal 2150, Visera 2352, Sis 2161 metre olup Akçaabat ve Şalpazarı İlçeleri hudutları içindedir.




AKÇAABAT İLÇEMİZİ TANIYALIM

İLÇEMİZİN ADI


Trabzon hükümeti putperest elinde iken bu kasaba halkı pulathane denilen kavak ağacına tapınmakta olduklarından muhitin ismi o ağaca nispet edilmiştir. Ağacın kabukları kav niyetine yakılmaktan kavlağan ve daha sonra çınar olarak dile gelmiştir. Bazı batılı seyyahlar buraya platan da demektedirler ki, daha milattan 400 yıl önce kasaba olduğuda zikredilmektedir. Buradan isim PULATHANE olarak kalmıştır. Akçaabat ismi ise, bir rivayete göre Dara idaresindeki Acem orduları Trabzon'u işgal ettikleri zaman şirin, kireç badanalı evleri görmüşler. Yeşil araziye beyaz inci taneleri gibi serpilmiş evlerine izafeten verilmiştir. Esas kaynak sözlük manası (parası bol yer, zengin memleket) anlamına gelen AKÇAABAT ismi verilmiştir.



İLÇEMİZİN TARİHİ

      Akçaabat'ın tarihini incelemek için elde edilen belgelerden M.Ö. 442 yılına dayanır. Pontus Krallığı M.Ö. 4 asırdan evvel Sinop'tan Trabzon'a gelen Grekler tarafından kurulmuştur. Grekler ve Miletler Sinop'tan gelmeden önce Akçaabat bölgesi Oğuz ve Türkmen kabileleriyle meskun olduğu belirtilmektedir. Yunan klasiklerinden Ksefanos Anabasis kitabında Pontus Krallığının M.Ö. 400 sene evveline ait Trabzon ve en yakın sahil kasabasında Meletler ve Greklerin gelişinde savaşlardan bahsetmektedir. Bu savaşlar bölgedeki eski Türk kavimleriyle yapılmıştır. Pontus devrinde Trabzon ve Akçaabat geliştirilmiştir. Pontuslular devrinden kalma toprak üstü eserler mevcut değildir. Ancak Trabzon kalelerinin temelleri bu devirde atılmış ise de bugünkü kale duvarları o devre ait olmayıp sonradan inşa edilmiştir.




     ROMA DEVRİ
     M.Ö. 47 yıllarında Roma kumandanlarından Sayros, Pontus'un hükümdarı (Miradilis'i) mağlup ederek Roma adına ele almıştır. Trabzon ve dolayları Roma ve Doğu Roma'nın yönetiminde 1250 sene kalmıştır. Pontuslular Romalıların yönetiminde bir müddet özerklikleri devam etmişlerdir. M.S. 400 yıllarında Papaz Apostolos Endaryas Trabzon'un Tuzlu Çeşme Mahellesine yerleşerniek Trabzon, Rize ve Batum'a kadar hıristiyanlığı yaymıştır.






     TRABZON RUM İMPARATORLUĞU
     Latinlerin İstanbul'u işgal etmeleri üzerine Adirona Kommen ailesinden Aleksiyos merkezi Trabzon'da Rum İmparatorluğunu M.S. 1204 yılında kurmuştur. Sinop'tan Kafkaslara kadar büyüyen bu devlete 1251 yıllık bir aradan sonra Pontus hükümetinin bir devamı olarak bakılmaktadır. 258 yıl yaşamış ve ikisi kadın olmak üzere 20 kral tarafından yönetilmiştir. Selçuklulardan Alaaddin Keykubat ile birçok savaşlar yapmıştır. Dağlardaki dar geçitleri savunan Andironikos Trabzon kalesine kadar sokulmuştur. Trabzon civarı dolayısıyla Akçaabat, Selçuklular tarafından alınmıştır. Andirenikos istenilen şekilde anlaşmayı kabul ettiğinden Selçuklular Konya'ya dönmüştür. İlçemizde bu devirden kalan Akçakale Beldesindeki tarihi kalenin yıkıntıları mevcuttur. Denize hakim olan Akçakale kalesinde Osmanlı İmparatorluğu Devrinde önemli değişiklikler yapılmıştır. 350 yıl kadar içerisinde top ve topçu bulundurulmuştur. İlk yapılışı Trabzon Rum İmparatoru Yorgi'nin oğlu Aleksi tarafından 1286 yılındadır. Aynı yıllarda Işıklar köyünde çevrenin en büyük kiliseleri olan iki tane kilise yapılmış. Her yıl Nisan ayında Kral ve ailesi topluca dini törenler tertiplermiş. Timur, Yıldırım Bayazıt 'ı esir ettikten sonra geri dönerken Trabzon dolaylarını savaşsız almıştır. Trabzon kalesine gelince kuşatma ve savaşla almak gerekmişti. Yapılan savaşta kalenin düşeceğini anlayan Kralın yaptığı teklif üzerine para ve zahireyi alarak Tiflis'e geçmiştir.



     AKKOYUNLULAR DÖNEMİ
     Trabzon Rum İmparatorluğunun son dönemi David'in kardeşi Yorgi'nin ordusu Akkoyunlular tarafından Torul'da mağlup edilip dağıldıktan sonra, takip edilerek Trabzon ve Akçaabat'ı yağma etmişlerdir. Trabzon kalesi denizden yardım gördüğü için alınamamıştır. Uzun Hasan ile anlaşma yapılmıştır.







     OSMANLILAR DÖNEMİ
     Fatih İstanbul'un alınmasında karadan ve denizden Bizans'a yardım eden Trabzon Rum Devletini ortadan kaldırmaya karar verdi. Uzun Hasan, Yorgi'nin kardeşi ile evli ve ittifakı olduğundan önce Uzun Hasan'ı bertaraf etmeyi düşündü. Gedik Ahmet Paşa Uzun Hasan'ın kardeşi Hurşit Beyi yenince Uzun Hasan barış teklif etti. Fatih Trabzon'a yardım etmemek şartı ile bu anlaşmayı kabul etti. Fatih 1461'de Trabzon'u denizden ve karadan 70 gün kuşatarak teslim almıştır. Böylece Akçaabat Türklerin eline geçmiştir. Ancak Akçakale, kalenin metanetine güvenerek 7 yıl daha teslim olmadı. 1468'de Mahmut Paşa tarafından alınmıştır. Fatih'in donanmasıyla Rum donanması Akçaabat açıklarında savaşmış nihayet Rumlar 8 gemi kaybederek Trabzon önlerine çekilmiş ve teslim olmuştur. 1461'den I. Dünya Savaşı'na kadar geçen zamanla ilçede savaş olmamıştır. Fakat 1810'da halkın Bayram namazına girdiği anda Ruslar Sarhana mevkiine asker çıkarmışlardır. Ruslara ilk cevabı her sahada olduğu gibi burada da Türk kadını cevap vermiştir. Halkın kadınlı erkekli düşman üzerine hücum etmesi Rus çıkarmasını önlemiştir. İlçenin mahallelerinden ilk kurulan Dürbınar mahallesidir. Kasaba ilk önce Ayliya Abeda mevkiine kurulmuştur. Bu semtte ilk çağlardan kalma mağaralar mevcuttur. I.si Yaylacık mevkiinin kumsal başında II.si Kireçhane deresindedir. Bu mağaralar her devirde başka maksatlarla kullanılmıştır. Ortamahalle, Dürbinar'dan daha sonra kurulmuştur. Nefsi Pulathane en son teşekkül eden mahalledir. İlçe üç mahalle iken yeniden Yaylacık, Sarıtaş, Çolaklı, Yenimahalle ve Osmanbaba ile mahalle sayısı artmıştır. Belediye ilçe bucak olduğu zamanda kurulmuştur. İlk belediye başkanı Mehmet Eminağa olmuştur. İlçe teşkilatı 1887 tarihinde kurulmuştur. İlçede ilk gazeteye abone olan ve bugünkü giyim tarzını belirleyen ileri görüşlü ve hür fikirli İsmail Hakkı Efendi'dir. I. Dünya Savaşının çeşitli ıstırapları arasında ilçe 15 Şubat 1916 da Rus işgaline uğramıştır. İşgal baskısından kurtulmak için batı il ve köylerine göç eden halkımız çeşitli ıstıraplar çekmiş iki yıl sonra 17 Şubat 1918 de Rus çekilmesinden sonra tekrar kasabaya gelip yerleşmiştir.

COĞRAFİ DURUM

     iLÇEMİZİN YERİ
     Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Trabzon iline bağlı sahil kasabasıdır. Akçaabat , Doğu Karadeniz kıyılarında sıralanan ;şirin kentlerden biridir. Griniç'e göre 38,2 doğu boylam ile 40,4 kuzey enlemi arasında yer alır.

     SINIRLARI =>     Doğusu Trabzon , batısı Çarşıbaşı , kuzeyi boydan boya Karadeniz , güneyi Tonya , Vakfıkebir , Düzköy ve Maçka ile çevrilidir. Kara , deniz , ve hava yollarıyla yurdun ve dünyanın her yanına bağlıdır. Yüz ölçümü 483km2' dir.İlçe sınırları içinde bir dolum tesisi (Akçagaz-Akçakale Beldesi) iki un fabrikası yem fabrikası dört süt mamulleri atöyesi vardır. Özel sektörde baş-san ve boru sanayi kurulmuştur. 2000 yılı sayım sonuçlarına göre Akçaabat'da yaklaşık 100.000 kişi yaşamaktadır . Akçaabat sınırları içerinde kalan topraklarını %30 'u dağlık , %60'ı ise kıyıdan içeriye doğru gidildikçe yükselen alanlar biçimindedir. Geri kalan %10 oranındaki topraklar yarı düzlük olarak nitelendirilebilir.

     ENGEBELERİ =>     Genel olarak çok arızalı bir bölgedir. Düzlüklere ancak dere ağızlarında rastlanır. En yükse dağı Karaabdal dağıdır. 2150m yüksekliğindedir. Mersin Beldesi başındaki Kalecik başı 453m, Mesebet Dağı 800m Hıdırnebi Yaylasının üstündeki dağ 2050m dir.


     YAYLALARI
     Karadağ, Haçka, Visera, Karaabdal, Kozneşa, Hırsaja, Yaylacık, Koryana, Balıklı, Cagara, Mula, Kalkiya, Kuruçam, Hanefter yaylaları ilçenin başlıca yaylalarıdır.

     AKARSULARI =>     Sera deresi :Visera yaylasından çıkar.Uzunluğu 25km'dir.
Söğütlü Deresi :Torul'un Bezirgan konağı sırtlarından çıkan Çanakçı ırmağı ile başlar. Birçok kollar alır. Uzunluğu 37km dir.
Kireçhane Deresi:Hıdırnebi eteklerinden doğar. Uzunluğu 14km dir.
Kavaklı Deresi : Kaleğra başındaki Küçükdüz mevkiinden doğar.Uzunluğu 13km dir.
Çatalzeytin Deresi: Benlitaş' ın kovorluk mevkiinden doğar.
Akçakale Deresi: Göçekaya'nın Köykıranı mevkiinden doğar.
Bu dereler üzerinde birçok şelaleler varsa da yalnız ışıklar Köyündeki şelaleden 1927 yılında yapılan santralle elektrik enerjisi sağlanmaktadır. Akarsulardan su değirmeni çevirmek ve sulama yapmak için yararlanılır.

İKLİM ve BİTKİ ÖRTÜSÜ

      İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ
     Doğu Karadeniz ılıman, her mevsim yağışlı iklime hakim ise de bazı özellikler gösterir. Kasaba doğu ve batı bölgelerine nazaran yazları biraz daha sıcak kışları daha ılıman geçen bir iklim arz eder ki; zeytin, tütün, defne vb. gibi bitki örtüsü ile Akdeniz'in özelliğini gösterir.
     Bitki örtüsü bakımından fakir sayılır. Bu da ziraat sahalarının genişletilmesi pahasına ormanların kırılmasındandır. Ormanlar dağ sırtlarında kalmışlardır. Diğer kasabalara nazaran çok azdır. Orman sahası 6100 hektardır. Kestane, kayın, kızılağaç, çam, ladin, meşe ve gürgen ormanları teşkil eden ağaçlardır. Orman bölge teşkilatı gereken tedbirleri almış geliştirilmesine çalışmaktadır. Yerleşim , toprak niteliği bakımından daha verimli olan kıyı kuşağı üzerinde yoğunlaşmıştır. İlçe nüfusunun yarıya yakın bölümü bu kuşak üzerinde yerleşmiştir. Yararlanılan toprakların çok dar ve engebeli olmasına karşın Akçaabat'ın sosyo-ekonomik yapısı gene de tarıma ve onun uzantısı olan hayvancılığa dayanır. Endüstriyel yapı henüz oluşmamış , ticaret yoğunluğu belirli sınırlara ulaşmamıştır. Köyden kente akan insan göçü , geleneksel toplum ilişkilerini alt üst etmiştir. Düzensiz bir kentleşme , doğal ve yapısal güzellikleri gölgelemiştir.Akçaabat halkının en önemli geçim kaynağı olan tarım ürünlerini tütün , fındık , zeytin , fasulye , patates , lahanadır. Tarımın dışında ilçemizde arıcılık , sebzecilik , hayvancılık , meyvecilik , tavukçuluk , balıkçılık yapılmaktadır .

FOLKLOR ve TURİZM

      FOLKLOR VE TURİZM
     Yörede kalan en enteresan adetler derneklerdir. 21 Haziran Mesebet, 20 Temmuz Hıdırnebi, 14 Ağustos Karaabdal kurulan derneklerdir. Dernekler 1 gün devam eder. Çadırlar, barakalar kurulur. Yahni denilen yemekler derneklerden bir gün evvel hazırlanır. Halk kadınlı erkekli en yeni elbiselerini giyerek derneğe iştirak ederler. Dernekte halkın en çok zevk aldığı husus silah sesi ve barut kokusudur. Oyunlardan başlıcaları bıçak ve horon oyunudur. Her ikisi de çok hareketli ve yorucudur. Akçaabat'ın en önemli özelliklerinden biride yayla şenlikleri ve folklorudur. Düzenli olarak her yıl , gelenekselleşen bir şekilde yaz aylarında Akçaabat yaylarına büyük bir akın olur. Yerli ve yabancı turistlerinde katıldığı bu şenlikler tam bir düğün havasında geçer . Bu şenliklerin en vazgeçilmez unsuru ise horondur. Horon halkaları kuran insanlar , davul ve zurna sesleri yayları kaplar . Akçaabat horonuyla adını dünyaya duyurmuştur. Ulusal bir çok folklor yarışmasında dünya ve Türkiye birincilikleri vardır. Folkloru gençlere sevdirmek ve yaşatmak için Halk evleri ve Halk eğitimin ekipleri vardır. Katıldıkları yarışmalarda da derece almışlardır.Akçaabat horonu davul zurna eşliğinde oynanır. Halk türküleri de önemli yer tutar. Trabzon deyince aklımıza kemençe ve hamsi türküleri gelir.



Turizm bakımından önemli gelişme görülmektedir. Akçaabat Milli Eğitim Gençlik Merkezi folklor ekipleri zaman zaman gösteriler yapmaktadır. Halk Eğitim bünyesinde oluşturulan tiyatro kolu çevre ilçelerine de hazırlıklarını sunmaktadır. İlçede ''Akçaabat'ın sesi'' gazetesi her hafta Salı günleri yayınını sürdürmektedir.



ORTA MAHALLE EVLERİ

Tepeler üstünde Nefsipulathane. Orta Mahalle ve Dürbünar mahallelerinde hala çok güzel bir konut bölgecikleri var. Öylesine koruduk ki bu bölgeleri, sahil şeridi üzerindeki 10+ katlı yapılaşmalar onları sır gibi saklıyor. Kalan konutların da pek azı artık denizi görebiliyor.Bu mahalleler çok varlıklı Rumlara ev sahipliği yapmış. Saray aristokrasisine konutluk etmiş Safranbolu evleri kadar büyük ve görkemli değiller belki ama ilk ticaret burjuvazisinin evleri. Üstelik bu topraklarda doğduğum için mi neden bilinmez, bana kalırsa daha şık ve zarif, oranları.Serbest düzende oldukları için hiç biri kendi başına sokağı tanımlamayan bu evler, kendi özdeksel bütünlükleri içinde olağanüstü bir "yer" yaratıyor ve güçlü bir kimliği yapılandırıyorlar.



Zemin artı 1,2 veya 3 kat arasında değişen bu evlerin çoğu taş binalar. Bu nedenle insanlar tarafından yok edilmeselerdi günümüze sağlıklı olarak kalmış olacaklardı. Haşin eller yerle bir etmeden tümünün koruma altına alınmış olması, bir şans. Bölgede "Karnıyarık" tipi olarak tanımlanan evlerde, zemin katlarda dış sofalar,yaşam alanları ve mutfaklar bulunuyor. Üstte Kuzey-Güney doğrultusunda yer alan üst sofaya yatak odalarının kapıları açılıyor. Bu tip, Sarp-Tirebolu arasının en yaygın ev tipi. Kentli oluşun ortak değerlerini simgeliyor. Bazı örneklerde zemin katta ikinci bir girişe de rastlıyoruz. Bu giriş, bazen mutfak olarak kullanılan odanın kiler-depo gibi bir müştemilatına, bazen de bahçeden yaşama alanına açılan bir kapı. Bu durumlarda giriş kapısı ile yaşam alanı arasında "taşlık" denen bir yarı özel açık alan, hatta bazen de çok iyi tasarlanmış bir süs havuzu bulunuyor. Buradaki konutların asıl başarısı artık tipleşmiş olan iç kurgularından çok, binaların topografya ile ilişkilendirilmesin deki başarı. Her konutun toprağa değişi kendine.

No Response to "Trabzon ve Akcaabat'ı Tanıyalim!"

Yorum Gönder